3 Haziran 2015 Çarşamba

"Mutluyum, Mutlusun, Mutlu" mu Acaba?

Merhaba mutlu olmayı zorunluluk gibi gösterip, suratımızı her astığımızda bizi dışlayan dünya.
İnstagrama, facebooka bakınca hepimizin evi tertemiz, aman ne leziz yemekler pişiyor.
Kocamız ya da karımız her an ilanı aşk ediyor.
Çocuğumuz hep pür neşe, kakasını yaptı mı yapmadı mı diye derdimiz yok falan.
Havalar hep güneşli, biz hep rengarenk.

Kısmen de olsa bu oyuna katılıyorum evet, zaten içinde olmadan sistemi eleştirmek ne mümkün.
Bunda bizden önce ortama girenlerin suçu fazla.
Kim paylaştı instagramda ilk alengirli yemek fotografını ya da ilk kim yazdı facebooka koçişle dizi keyfi diye alta ev yapımı cookielerini de ekleyerek.
Hangi anne çocuğunu süsleyip püsleyip on tane fotosunu ardarda yükledi prensim/prensesim diyerek.
Şöyle bir sosyal medyaya baksak dünya bize güzel anasını satayım.

Eskiden kulaktan duyduklarıyla onun bunun hayatına gıpta edenler şimdi görsellerine maruz kaldığından daha bi aç.
En mutlu ben olacağım, en güzel ev benim, en romantik benim kocam, odası en süslü benim bebeğim.

Allah aşkına facebookta, instagramda paylaşmak olmasaydı o şaşalı baby showerlar, 1 yaş doğumgünleri, hiçbir abartıdan kaçınılmayan kına geceleri vs. bu kadar popüler olur muydu?

İnsanlara her zaman mutlu olmalısın düşüncesini dikte eden ve milletin yalan mutluluğunu gerçek sanıp dünyanın en mutsuz insanı benim be diye hissettiren bu sisteme karşıyım arkadaş.
Mutluluğun bu şekilde pazarlanması mutlu olduğum anlarda bile acaba değil miyim lan diye sorgulamaya itiyor beni.

Zaten şu dünyada yaşayıp da sürekli mutlu olmak mümkün mü?
Evinde mutlu olsan işte canını sıkan olur, o da olmasa paran yoktur.
O da olmasa kalbin taş değilse aç iki haber izle ülkenin, dünyanın hali bak oturur ağlarsın zaten.
Mutluluk dediğin şey bu kadar kolay olsa Abidin çizerdi o zaman be.
Ya da herkes bu kadar mutluysa neden yolda gördüğüm hiç bir Allahın kulunun yüzünde azıcık da olsa bi tebessüm yok, suratlar hep mahkeme duvarı?

Hayatın gerçeklerini unutmak istiyoruz, kendimize yapay mutluluklar yaratıyoruz işte.
Eğer çocuğunun her bir haltını paylaşıyorsan benle diş çıkarırken  nasıl huysuz olduğunu, bu gece seni uyutmadığını da paylaşsan, anne olmak güzel ama bazen de yoruyor desen ya bana.

Hadi biz yaş itibariyle gerçekleri sadece buradan görmedik de bir nesil var sanıyor ki hayat hep şu sosyal alemde gördükleri gibi.
Hepsi memnuniyetsizlik illetine yakalanmış, hani eskiden derdik ya küçük şeylerle mutluluk diye hah onu bilmiyorlar mesela.

Mutluluk nedir desen tanımını yapamayacak, ne kendini he de bi başkasını mutlu edememiş insanların hayatta bir derdi yokmuş gibi yaşaması sana dert mi oldu derseniz, oldu valla arkadaş.
Ha sen mutluluk ne biliyor musun dersen, şu yukarıda bahsettiklerim olmadığı konusunda bahse girerim.
Ben sadece şunu biliyorum toplumun ya da sistemin bize dayatmaya çalıştığı şey değil bu mutluluk denen meret. Mutlu olmak için hayatının mükemmel olmasına da gerek yok.
Ve hiçbirimiz mutlu olmak zorunda hissetmemeliyiz kendimizi, zira mutluluk bir görev ya da sorumluluk değil.
Değilsen değilsindir, -mış gibi yapmaya gerek yok.

10 yorum :

  1. ya herkes o kadar mutlu ki, bir de duyarlı. inanılmaz bir duyar var sosyal platformların tümünde. insanların protesto etme biçimi bile tek tipleşmiş. siyah bir kare koy, oooh altına da iki satır 'açıklama ekle' sonra da paylaş. son noyo soyoh goymodon bogon diye hesap soracak kadar da cüretkar! o yeni neslin de o neslin bu gelişimine müdahale etmeyip normalleştiren ebeveynlerin de ağzına tüküreyim! 4 yaşında çocuğun eline tableti vermeler o tablette saçma şeyler izletmeler ne bileyim bizim eve üniversite kazanana kadar bilgisayar alınmadığını falan düşününce garipsiyorum. bir de çocukların tableti çözmesini parlak zeka olarak pazarlayan anneler falan.. Şu yorumu yazarken bile içim daralıyor yahu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o yapay duyarlılık olayına hiç girmek istemiyorum zaten. Adamı biliyorum karısına şiddet uyguluyor ama facebookta kadına kalkan eller kırılsın hede hödö. İşte yazılmıyor ulan hırbo sen kendine bak diye.

      Bebelere tablet, telefon verip aman bana elleşmesin diyen ana babayı ise hiç anlayamayacağım zaten.

      Sil
  2. Çağımızda mutluluğun formülü sosyal medya hesaplarından uzak durmak ve yanında sadece sağlam iki-üç kişinin olmasından ibaret. Yeter ki, o kişi küçük adımlarla mutlu olmasını bilsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah uzak durmayı becerebilsek haklısın da :(

      Sil
  3. çok güzel açıklamışsın ellerine sağlık zaten artık sosyal medya denen şeyden temelli uzaklaşmanın zamanı geldi yoksa kendimizden uzaklaşacağız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatımızın her alanına o kadar girdi ki nasıl uzaklaşırız onu bilemiyorum ama dozunda kullanmak şart :)

      Sil
  4. instagramin su sasali/luks/para bende minanke fotograflari kadar midemi bulandiran az sey var malesef..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. instagramdaki o görgüsüzlüğe tahammül edemiyorum zaten. Aman direksiyonda poz vereyim de arabamın amblemi görünsünler, alınan hediyeye teşekkür etmeden pek tabi ki markası anlaşılacak şekilde paylaşmalar..

      Sil
  5. Ne güzel yazı. Aynen katılıyorum. Okulda, sokakta, metrobüste, yolda insanlara bakıyorum, hepsi aynı modda. Baş parmak ve işaret parmağını fışş fışş fışş telefonun üstünde gezdirme haraketi ile yaşıyorlar. Adam telefondan kafasını kaldırıp dünyaya bakmıyor ki artık, nasıl gerçek anlamda mutlu olabilsin? Hayat kaçıyor gidiyor aslında ama vieçok kişi farkında değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler :)

      Aynen ya yolda yürürken bile o telefonla oynuyorlar ya nasıl sinir oluyorum. Gerçekten o dünyaya o kadar odaklanıyorlar ki etrafındaki her şeyden bihaber herkes :(

      Sil