Ben Onların Yalancısıyım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ben Onların Yalancısıyım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2014 Cuma

Ben Onların Yalancısıyım: Sen Nelere Kadirsin Sabo!

Pek yakın olmadığım bir arkadaşın kocasıyla tanıştım geçenlerde. Sohbeti keyifli, bilgili, ne konuştuğunu bilen bir adam. Anlattıklarını her güne bölsem bu ayın postlarını bitiririm o derece. Nerden çıktı bilmiyorum ama konu sabo terliklere gelince sabotaj kelimesinin nasıl meydana geldiğinden bahsetti. Gecenin üçünde anlattığından önce şaka yapıyor sandım ama gerçek olduğuna ikna olunca sizle de paylaşmak istedim, belki duymuşsunuzdur ama benim cehaletime verin - özet geç diyorsunuz burda sevgili okur farkındayım hemen giriyorum lafa.



Şimdi Ned Ludd diye bir abimiz var kendisi tekstil işinde çalışıyor, sanayi devrimi başlamış mekanik dokuma tezgahları üretime dahil olmuş falan e abim de korkuyor bunlar beni işimden edecek diye. Onun gibi düşünenler de isyan ediyor ama niyetleri kötü değil dertleri ailelerini doyurmak, başlarını soktukları yerden olmamak. Napıyorlar biliyor musunuz bu tezgahları  yerle yeksan ediyorlar, kullanılamaz hale getiriyorlar. Lakin İngiliz hükümeti de cezayı kesiyor sen misin bu makineleri kıran, bozan diyor ve bu 17 adamı idama mahkum ediyor.

Daha sonra isyan büyüyor tabi. Sadece tekstil işçileri değil makinelerin çalışma hayatına girmesiyle her alanda bir isyan başlıyor adını Ludd abimizden alan bu hareket tüm Avrupa'yı sarıyor desek yeri.

İşte bu isyandan etkilenen o zamanın Avrupa'sının demiryolu işçileri de grev yapmak ve protesto etmek amacıyla ayaklarındaki takunyaları yani saboları şimendiferin makas kıskaçlarına sokup tren seferlerini durduruyorlar. Hatta tekstil işçileri de makinelerin dişlilerine yine bu terlikleri sıkıştırıp aletleri perte çıkarıyor yani sabote ediyor. Gel zaman git zaman sabotaj kelimesi de bu eylemlerden dolayı hayatımıza giriyor


Anlayacağınız şu görüntüsüne katlanamadığımız Sabolar direnişin temsilcisiymiş de haberimiz yokmuş.


Ben Onların Yalancısıyım: Selfie Ruhsal Rahatsızlıkmış!

Ben onların yalancısıyım demiştim di mi :P

*adobochronicles(zaytungun ecnebisi)in haberiymiş ama siz gene de çok selfie çekmeyin :)


APA (Amerikan Psikiyatri Birliği) -var ya hani makale-tez okuyan, yazan herkeslerin referans nasıl verilir rehberi- bir açıklama yapmış ve selfie çekmenin ruhsal bir rahatsızlık olduğunu öne sürmüş bir de ona isim koymuş : selfitis. Bu rahatsızlığı da özgüven eksikliğini telafi etmek ve samimiyet boşluğunu doldurmak için kişinin kendi fotograflarını sosyal medyada yayınlamaya yönelik obsesif kompulsif arzusu olarak tanımlamış.

3 seviyesi var bu selfitisin:

  • Sınırda: Günde en az 3 selfie çeken ama bunu sosyal medyada yayınlamayanlar
  • İlerlemiş: Günde en az 3 selfie çeken ve bunları ayrı ayrı sosyal medyada yayınlayanlar
  • Kronik: Günde 6dan fazla selfie çekip bunu sosyal medyada yayınlamak için kontrol edilemez bir istek duyanlar


Bir de belirtmişler henüz dermanı yok bu hastalığın diye.Ama geçici tedavisi varmış.

Şahsen hayatında selfiesi olmamış bir insan olarak şuramda bir boşluk vardı ama bu haberden sonra gitti :)