2 Mart 2015 Pazartesi

Allah Beni Böyle Yaratmış #12

#1 Her patates soyduğumda aklıma çocukluğumun pazar akşamlarının yegane eğlencesi olan Bizimkilerdeki Sabri bey gelir. Zira patates kabuklarını biraz kalın soyduğumdan  onun Ayla hanıma "Ayla hanım lütfen patatesi düzgün soyun vitamini kabuğunda" serzenişleri kulaklarımda yankılanır :)

#2 Çok çelimsiz bir çocukluk ve ergenlik dönemi geçirdim. Ne koşardım, ne de voleybol falan oynayabilirdim kısacası beden derslerine ait herhangi bir aktiviteye katılma oranım 0 idi. Bir de sınıf listesinin ilk başında olduğumdan beden eğitimi dersi değerlendirmelerinde hoca ilk beni çağırır mekik çek derdi ıhh derdim, şınav dersen imkansız. Hocam ben yapmayacağım der yerime geçerdim ve alırdım sıfırı. Hiç unutmam bana takla atmayı göstermek için annem ve babam evde seferber oldular, geniş koridorda bir annem bir babam bak böyle diye attılar o taklaları. Düz taklayı bir şekilde becerebildim ama tersini asla. Hala böyle mi beden derslerinin değerlendirmeleri bilmiyorum ama ben az çekmedim bunlardan. Her dönem başı sıfır olan notlarım hoca tarafından derslerim iyi diye 4 ya da 5 e dönüyordu. Sırf bu sebeple okul birincisi olamadım. Neyse bence sistem yanlış, çocuklara böyle verilmemeli bu dersler. Ne zamanki kendi başıma spor yapmaya kalktım ancak o zaman sevdim ben bu fiziksel aktiviteleri.


#3 Konu benim yeteneksizliğimden açılmışken devam edeyim. Ana sınıfında ve 1. sınıfta 23 Nisan için gösteriler/danslar yaparız ya ben onda da çok beceriksizdim. Hayır gayet de ritm duygusu olan bir insanım ama iki kez o gösteri grubundan çıkarıldım ve doğal olarak çok üzüldüm. Benim üzüntüme dayanamayan aile fertleri tüm koreografiyi ezberleyip beni evde çalıştırdılar. Bi uçta anneannem, yanında teyzem, annem ve babam derken epey kıvırmıştım işi de nitekim en önde olan bendim - o derece yani :p

#4 Hayatta saçımı toplamam. İncecik bir lastikle bile tuttursam kafam ağrıyor resmen. Bizim zamanımızda okullar daha katı kurallara sahipti, saçta örgü zorunlu olduğundan az çekmedim yine. Saçlarımı o kadar salaş örüyordum ki nasıl bir arada duruyordu şaşıyorum. Bundandır ki öğrencilik hayatımın çoğu kısa saçla geçti. Hele o küt saçlı fotograflarımı yakasım var valla :) Hala saç toplayamıyorum ama, saçım topluysa ya yemek yapıyorumdur ya da spor o kadar.


#5 Neyse ergenlikten çıkıp günümüze dönecek olursak ütü konusunda çok takıntılıyım. Her kıyafetim yıkandıktan sonra ütülenip asılsa bile giymeden önce mutlaka tekrar ütülenmeli- kırışmamış bile olsa. Kendimi bildim bileli böyleyim. Annem bu huyumdan o kadar bezmişti ki hiç bir ev işine elimi sürdürmemesine rağmen tek karışmadığı konu ütüydü ve ben 15 yaşımdan beri her kıyafetimi bu şekilde kullanıyorum. Kırışık bir gömlek ya da pantolonla işe gitmek korkulu rüyam. Aynı şekilde erkekte de en dikkat ettiğim şeylerden biri kesinlikle bu. Buradan yetkililere sesleniyorum şu emniyet kemerlerinin de giysiyi kırıştırmasına bir çare bulsalar dünya daha güzel bir yer olacak yeminle :)

5 yorum :

  1. ehueh :) ergun bey....

    banyo yapılmış, okul kıyafetleri ütülenmiş, tırnaklar kesilmiş, pijamalar giyilmiş... hey gidi yıllar.. oooh...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "cıvık beyim affedersiniz " demem lazım söz konusu ergun bey olunca di mi :)

      Sil
  2. Bi dk bi dk ütü buaralar hassas bi konu benim için! Ütü konusunda bu kadar takıntılı birini ilk defa görmüşken hemen sormalıyım: Nasıl ya?? Ütü nasıl sevilir, nasıl yapılır? Ben hiç beceremiyorum:"( Bi Kuru temizlemeciyle anlaşmayı düşünüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Takıntılı olduğum sevdiğim anlamına gelmiyor maalesef şekerim. Tam tersine bir eziyet benim için ütü yapmak. Hadi kadın ütülüyor asıyor hepsini onda sorun yok ama ben giymeden mutlaka üzerinden geçiyorum her kıyafetin teker teker :(

      Sil
    2. hiii nasıl da yanlış anlamışım:/ uuf fena bi takıntıymış o zaman:(

      Sil